Expedition for Exploration Seyahat Günlükleri – 1 Grup

DiscoverEU- 1.Grup

Zeynep Cemre Akıllı

Sevilla, İspanya

Merhabalar. Güne erkenden havalimanında başladık. Bagajlarımızı bırakmak için Reyyan’ı beklerken diğer ekip arkadaşlarımla ve Fatma Abla’yla tanıştım. Bitmek bilmeyen bir uçak yolculuğuydu. 5 saat kapalı ve istesen bırakıp gidemeyeceğin bir alanda olmak hiç iç açıcı değil. Havalimanı taksisine ekstrem bir para ödememizin ardından evimize geldik. Yurt hayatına alıştıktan sonra bu kadar lüks bir yere gelince afalladım. Ekmek kızartma makinesi var! Biraz dinlenip şehri dolaşmaya çıktık. Santa Semana’nın ilk gününe denk gelmişiz meğer. Her tarafta siyah, mavi ve beyaz kukuletalı, yüzleri kapalı adamlar dolaşıyordu. İlk bakışta biraz ürkütücü görünüyorlardı.Oysaki bu başlıklar ve bu kıyafetler aslında insanın tövbe ederken alçakgönüllülük edip kendini gizlemesini,başlıkların uzun huniler şeklinde olması da ettikleri duaların tanrıya ulaşmasını simgeliyormuş. Ayrıca gün içinde gördüğüm atletli ve kafalarına havlu sarmış epey irice adamlar da dikkatimi çekmişti. Onlar da aslında kiliselerden çıkarılan dev dini platformları sokaklarda gezdirmeye yardımcı olan işçilermiş. Başlarını ve boyunları devasa ağırlıktan korumak için o havluları takıyorlarmış. Bu kadar geleneksel bir şeye hem de hiç haberimiz olmadan denk geldiğimiz için inanılmaz mutlu oldum. Bu keyifli günü eve geri gelir gelmez yorgunluktan bayılarak noktaladık.

Güne hemen iki sokak ötemizdeki Lidl’dan epey alışveriş yaparak başladık. O kadar güzel domatesler aldık ki… Eve gelip genişçe bir kahvaltı hazırladık ve uzun uzun sofra başında oturup kahvaltımızı yaptık. Sonrasında Plaza de Espagna’ya gitmek üzere yola çıktık.Vardığımızda serbest zamanda alanın içini yavaş yavaş yürümek keyifliydi. Sonrasında yediğimiz dondurmanın ardından günün çoğunluğu serbest zamanda geçti. Sokakları rastgele plansız yürüme işine bayılıyorum. Ve saatlerce yürüdükten sonra hamburger yemeye gittik. Türkiye’de çok pahalı diye değişik kolay çeşitlerini denemekten göbeğimiz çıktı. Günün geri kalanını da biraz yürüyerek biraz AVM gezerek noktaladık.

Córdoba, İspanya
Yine inanılmaz derecede sıcak bir günde sabah erkenden yola çıktık. Tren rotası inanılmaz derecede güzeldi. Yemyeşil arazilerden geçerek gitti. Kurtuba’ya indiğimizde ise bizi Javier karşıladı Sokaklar çeşit çeşit çiçeklerle doluydu. Portakal çiçeği kokusu her tarafı sarıyordu. BU portakal çiçeği kokusunun Javi’nin iş arkadaşı adını maalesef hatırlayamadığım Romanya’lı kızdan duyduğum kadarıyla -maalesef yine hatırlayaöadığım- özel bir ismi bile varmış. Sonrasında Kurtuba Camii’ye gittik. Müthiş bir mimari harikaydı. Sokaklardaki takıcılardan Kurtuba’ya özgü takılar da aldık. Tarihi boyutu çok zengin bir şehirdi ama bence gezmesi Sevilla kadar keyifli değildi. Buna rağmen bence kesinlikle özellikle de tarihini araştırarak gelmeye değer.

Madrid, İspanya
Sevilla’dan sonra her yer yavan mı gelecek?” korkusunu Madrid’deki iki günümüz içime işledi. Yaptığımız tatlı ufak kahvaltılar, sokaklarda dolaşan goril adamlar ve her yerdeki sahaflar ne kadar güzelse de Sevilla’da kukuletalı insanlardam dolayı 100 metreyi 20 dakikada yürüdüğümüz yerlerin bile tadını vermedi. Şehir tatlı, güzel planlanmış, ancak ideal bir evrende Ankara olmanın ötesine geçemez. Yine de, parkta saatlerce dolaşmaya değer. Merkez parkı o kadar güzeldi ki pembe çiçeklerin kokusu, çocuk sesleri ve ağaçlarda dolaşan sincapların oluşturduğu atmosferin bir anını bile kaçırmamak için ne kulaklık takabildim ne gözümü kırpabildim.

Barcelona, İspanya
Maalesef ki Barcelona’yı tam anlamıyla gezmek için birkaç saat yeterli değildi. Nr Gaudi’nin eserlerini tam anlamıyla özümseyebildik ne de şehrin atmosferini yaşayacak kadar vakit geçirebildik. Ancak ne kadar güzel bir şehir olduğu ilk adım attığımız andan itibaren belliydi. İstanbul’a ilk adım attığımda hissettiğim hayranlık ve büyülenmenin benzerini hissettim. Sahilde soğuk sularda yürümek,sonrasınds ne getirirse getirsin güzeldi.

Huelva, İspanya
Buraya gitmemiz o kadar komik ki. Türkiye’ye gelen Alman arkadaşlarım Konya’ya gidince yaptığım tüm CIA ajanı şakalarımı bana yutturacak türden bir deneyimdi. Şehir Yalova. Epey endüstriyelleşmiş, nehrin tadını çıkarırım diye düşünenlere variller ve vinçlerle ufak şakalar hazırlamış.Ama Sevilla-Huelva treni o kadar keyifli ki… Hafif sararmış genelde yeşil devasa arazilere bakarak loopta “Figa de Guinea” dinledim. Ayrıca dönüşte Fatma Abla’nın dikkatimizi dağıtmak için oynattığı şarkı oyunu da kriz yönetimi konusunda apayrı bir boyuttu. Bundan sonra kriz anlarında Azer Bülbül söylemeye başlamayı düşünüyorum. Bir de tatil gününe geldiğimiz için İspanya’da Burger King yedik ama olsun,teknik aksaklıklar sebabiyle kendimizi Huelva’da buluşumuz deneyim midir? Deneyimdir.

İlyas Zoroğlu

Sevilla, İspanya

Uçaktan indikten sonra taksiyle eve geçtik. Kısa bir dinlenmenin ardından kendimizi direkt Sevilla’nın sokaklarına attık. İstanbul’dan sonra bu kadar düz bir şehir ilk başta garip geldi ama o sokaklarda yürümek bile ayrı bir keyifti. Dar sokaklar, turuncu ağaçları ve sakin tempo insanı hemen içine çekiyor. Daha ilk günden şehrin enerjisine alışmaya başladım.

Sabah evde yaptığımız kahvaltının ardından Plaza de España’ya gittik. Burası gerçekten beklediğimden daha etkileyiciydi; içinde dolaşmak, detayları incelemek baya keyif verdi. Serbest zamanda etrafı gezip fotoğraflar çektik.

Córdoba, İspanya
Yaklaşık 1 saatlik keyifli bir tren yolculuğunun ardından Córdoba’ya vardık, bizi Javier karşıladı. Sabah kahvaltısında farklı tatlar denedik, güzel bir başlangıç oldu.
Sonrasında Mezquita-Catedral de Córdoba’ya gittik. Burası gerçekten çok etkileyiciydi; cami ve kilisenin iç içe olması ilk başta şaşırtıyor ama bir o kadar da büyüleyici.

Madrid, İspanya
Madrid, Sevilla’dan sonra bana biraz daha kuru ve ciddi bir şehir gibi geldi. Sokaklar yine hareketli, insanlar yine kalabalık ama o sıcak ve samimi atmosfer burada biraz daha geri plandaydı.Caddeleri yer yer Taksim’i andırsa da genel olarak daha düzenli ve şehir odaklı bir yapı hissediliyor. Sosyal medyada görülen o etkileyici şehir görüntüsü burada da var ama Sevilla’daki o rahatlık ve akışkanlık hissi bende daha baskındı.Yine de her şehrin kendi karakteri var; Madrid de bunu daha sakin ve kontrollü bir şekilde hissettiren bir yer.

Barcelona, İspanya
Zamanında futbol oynayan her çocuğun hayalidir Barcelona’ya gelmek. Bir futbol antrenörü olarak La Masia akademisini her zaman örnek alırım. Oraya gitmek nasip olmadı belki ama Camp Nou’yu dışarıdan görmek bile tüylerimi diken diken yaptı.
Barcelona’nın sokaklarında gezmek, Sevilla sokaklarında gezmek gibi yine çok keyifliydi. Şehrin bazı yerlerinde devam eden tadilat çalışmaları olsa da bu durum genel atmosferi çok da bozacak seviyede değildi.

Huelva, İspanya
Aslında planlı değildi; bir takım aksaklıklar sonucu kendimizi Huelva’da bulduk. Ama bazen en iyi anılar böyle çıkıyor. Şehirde
hafif bir Miami havası vardı; daha sakin, daha sahil kafası bir yer.Burada Christopher Columbus’un buradan yola çıkarak Amerika kıtasını keşfetmeye başladığını öğrendim. O an ister istemez klasik soruyu düşündüm: “Çok gezen mi bilir, çok okuyan mı?” Açıkçası hâlâ net bir cevabım yok… ama gezdikçe insanın bakış açısının değiştiği kesin.

Mehmet Emin Yalçın

Sevilla, İspanya

Sevillada ilk gün semena santanın başlangıcıydı sokaklar çok kalablıktı yürümekte zorlandığımız zamanlar oldu ama sevillanın kültürünü yansıtan güzel bir etkinlikti yoğunluktan ve semena santadan dolayı alcazar ve katedralin içine giremedik şehri gezmek için yeterince zamanımız oldu daha önce gruptan kimseyi tanımasam da kısa sürede kaynaştık
İlk gün daha çok sokaklarda gezdik ve semena santanın yürüyüşlerini izledik ikinci gün plaza de espanaya gittik ve maria lousia parkında oturduk alcazarın girebildiğimiz bahçesini gezdik yeşilliğe doyduğumuz bir gün oldu nehrin karşısına geçtik üçüncü gün sevillanın boğa güreşi alanını gezdik torre del oroya çıktık denizcilik müzesini gezdik tepesinden sevilllayı izledik nehir kenarında gezdik sevilla sadece sokaklarıyla bile çok güzel ve eğlenceliydi şehir tamamen düzlük olduğu için ulaşımımız yürümekti şehrin her tarafında bir şey olduğu için şehrin sokaklarında yürümek çok zevkliydi.

Córdoba, İspanya
Kurtubaya sevilladan günübirlik gittik orda bizi Javier karşıladı endülüs ve ispanyayı tarihiyle kültürüyle anlattı semena santa hakkında bilgi verdi güne tost ve torrijas deneyerek başladık kurtuba cami ve katedrale geçtik oradan roma döneminden kalma köprüyü geçip müzeyi gezdik daha sonra torre de la calahorranın tepesine çıkıp kurtubayı tepeden izledik güzel bir nehir manzarası vardı gezdiğimiz yerleri javier bize anlattı yerel bir insandan dinlemek güzeldi yerel bir restoranda oxtail denedim biraz daha kurtuba sokaklarında gezdikten sonra trene binip sevillaya döndük ispanya ve endülüsü anlama açısından faydalı bir gündü.

Madrid, İspanya
İlk gün sevilladan erken saate ayrıldık tren istasyonunun yanında kahvaltı yaparak güne başladık valizlerimizi otele bırakıp sokakları keşfetmeye çıktık san miguel pazarında dondurma yedik ilk olarak plaza mayorü gezdik canlılığıyla madrid başkent olduğunu belli eden bir şehirdi sevilla kadar düz olmasa da yürüyerek ulaşım yine bizi zorlamadı sokaklar yürüyerek gezilecek kadar renkli ve canlıydı otelimizin konumu çok merkezi olduğu için bizim için daha kolay oldu sadece sokaklarda yüzlerce fotoğraf çekindik El Retiro parkını gezdik orada biraz oturduk yakın bir yerde kahve içip günü bitirdik ikinci gün kahvaltıda tost yedik sipariş verirken ilk defa zorlanmadık çünkü çalışanlardan biri türkçe biliyormuş sokaklarda gezdikten sonra kalamar denedik sonra madrid karaliyet sarayını gezdik içindeki detaylarla.

Barcelona, İspanya
Barcelonaya günübirlik gittik sabah metroyla direkt bazilikaya gittik bazilikanın yanında kahvaltı yaptık çevresini biraz dolaştık ve Gaudinin eserlerini gezdik -Fatma ablanın bu ismi o kadar tekrarlamasına rağmen evet unuttum kabul ediyorum- Fatma abla güzel bir rota belirlemişti fakat bir gün barcelona için kısa bir süre bence neyse daha sonra gotik mahalleyi gezdik bazilikayı dışardan gördük yerel pazara da uğrama planımız vardı fakat kapalıydı biz de sahile inmeye karar verdik su aşşırı soğuk olmasa muhtemelen denize girmeye çalışırdım suyun çok soğuk olmasına rağmen plaj yine de çok kalabalıktı biz de ayağımızı soktuk,plajda fransızlarla top oynadık -bu sırada bir arkadşımızı güneşte bekletmişiz biraz- bundan sonra akşam yemeği yedik barcelonanın stadı camp nouya gittik ve ordan da tren istasyonuna gittik gün böyle bitti.

Huelva, İspanya
Asıl planımız granadaya gitmekti fakat semena santadan dolayı bilet kalmamıştı biz de sevillada kalmak yerine gidebildiğimiz yere gidelim diye karar aldık huelva da okyanus kenarında bir yermiş ve kristof kolombun coğrafi keşiflere çıktığı yermiş ispanyalı olan javierin bile gitmediği bir yere gitmiş olduk küçük bir şehirdi fakat yine de çok iyi zaman geçirdik fatma ablanın şarkı bulma oyunu çok etkili oldu şehrin sokaklarını gezdik şehirin merkezinde haliç vardı biraz onun kenarında oturduk yemek vaktimiz siestaya denk geldiği için yerel bir şey deneyemedik burger king yemek zorunda kaldık ispanyanın yerlisi gibi hissettiğimiz bir gezi oldu dönüş yolunun tamamında şarkı oyunu oynadık plan istediğimiz gibi olmasa da keyifli vakit geçirebildik bir gün konusu bir şekilde geçerse ben oraya gitmiştim diyebileceğim güzel bir anı oldu.

Reyyan Taşkesti

Sevilla, İspanya

4.5 saatlik uzun bir uçuştan sonra Sevilla’ya indik. Pasaport kontrolü valiz derken uygulamadan çağırmak istediğimiz büyük taksiler dolu olduğu için havalimanı taksisine binip ciddi bir miktar ödeme gafletine düştük. Eve ulaşınca bayıldık. Temiz, konumu iyi, konforlu. Birkaç saatlik dinlenmeden sonra uzuuunnn bir yürüyüşe çıktık. Şehrin yoğun bir haftasına denk geldiğimiz için büyük bir kaosun ortasına düştük. Yürüyüşleri, geçitleri anlayana kadar uzun uzun insanların neden bu kadar şık giyindiğini anlamlandırmaya çalıştık. 20 bine yakın adımla günü kapattık. Sevilla dümdüz ve yürünebilir sokaklarıyla, sıcak iklimi ve denk geldiğimiz portakal çiçeği zamanıyla müthiş relax bir şehir. Bunu sokakların tıklım tıklım olduğu bir dönemde bile söyleyebilirim. Fatma Abla, Cemre ve İlyas’ın sabahki market alışverişi vesilesiyle evde renkli bir kahvaltı masası kurduk. Dışarıda aramaktansa keyfimizce çok güzel bir öğün oldu. Sonrasında hazırlanıp merkeze doğru yola çıktık. Plaza de Espana’yı gezdik. Sevilla Katedrali, Alcazar Sarayı gibi yerlere bilet bulamamak, sıra beklemek, Santa Semana dolayısıyla saatlerin değişikliği vs vs sebeplerle giremedik. Yine bol bol şehri yürümeli, sonda alışverişli bir günü bitirip eve döndük. Hüsran. Katedrale yine giremedik. Dini tören varmış. Serbest dolanmalı bir gün oldu. Torro del Oro adında Endülüs zamanında nehri kontrol etmek amaçlı kullanılmış bir kuleyi gezdik. Maria Luisa parkının sakinliğinde dinlendik, içindeki küçük gölü ve kuşlarıyla çok huzurluydu. Ben parkın içindeki etnografya müzesini gezdim. Mimarisi çok hoş bir binaydı. Karşısındaki arkeoloji müzesi daha da güzel duruyordu fakat tadilattaydı. Dönüş yolunda yine geçit törenine takıldık. Ağıt yakar tarzda şarkı söyleyen bir kadını dinleyip heykelli platformun taşınmasını izledik ve yolumuza devam ettik. En çok yürüdüğüm gün falandı, ayaklarım perişan eve ulaştım. Bünyelerimiz Jerez’e gitme işini kaldıramayacağı için bugünü de Sevilla’da geçirip çok memnun kaldık. Sıcak saatleri evimizde geçirip akşam yürüyüşe çıkarak günü turist gibi değil İspanyol gibi geçirdik. Bir çocukla futbol oynadık, sakince sokaklarda dolaştık, yemeğimizi alıp nehir kenarında yedik. Sevilla’ya hoş bir veda oldu.

Córdoba, İspanya
Ekip, Sevilla kadar sevmese de ben galiba Kurtuba’yı daha çok sevdim. Çünkü Endülüs ruhunu bana hissettirdi. Sevilla hayatına devam eden bugünde bir şehirken Kurtuba daha geçmişte hissettirdi. Cami çok keyifliydi. Bakmaya doyamadım. Javier’in verdiği bilgiler, anlatımı, sohbeti gezinin verimini baya arttırdı. Daha sonra yerel şeyler denediğimiz güzel bir yemek yedik. Serbest vakitte tarihi bölgenin ara sokaklarında yürümek çok hoştu.

Madrid, İspanya
Sabah trene yetişmeye çabalarkenki stresimiz, o koşturmaca… Anlatılmaz yaşanır gerçekten. Trene binince kuş gibi hafifledim. Madrid’e varınca otelimizin güzelliği ve garın dibinde olması ise ayrı mutlu etti. Eçyaları bırakıp dışarı çıktık. Şehirde dolanmaca ve Retiro Parkında yürüyüşten sonra otelimize döndük. 2.gün ise Madrid Kraliyet Sarayı’nı gezdik ve benim için en keyifli yerlerden biriydi. Tabloları, freskleri, halıları çok detaylı inceledim ve araştırdım.

Barcelona, İspanya
Barcelona daha yokuşlu olsa da yürümesi keyifli bir yerdi. Sabah kahvaltımızı kruvasanla yapıp Sagrada Familia’nın yanında bol bol resim çektik. Daha sonra sokaklara dalıp Gaudi’nin diğer eserlerini gördük. Gothic Quarter’ın sokaklarını geçip sahile ulaştık. Sahil dönüşü Cemre ile beraber Paella denedik ve çok hoşumuza gitti. O, tren istasyonuna yürüyerek gitmek istedi ben yorulduğum için metroya bindim. Yurt dışında ilk kez tek başıma toplu taşıma kullanmak çok heyecanlıydı. Yeni bir level açtığımı hissettim.

Huelva, İspanya
Sebebi neydi ki dedirten bir aktiviteydi Huelva’ya gitmek. Yine de sevdim çünkü tren bile başlı başına değer. Hem şehrin içlerine girdikçe de beğendim. Mimarisi çok güzeldi iç tarafların. Huelva’nın Kolomb’un gemilerinin kalktığı şehir olduğu bilgisinin ise bir gün işimize yarayacağından çok umutluyuz.

Ömer Faruk Kul 

Sevilla, İspanya

1. Gün. Uçaktan Sevilla hava limanına iniş yaptıktan sonraki hava sıcaklığı beni çok şaşırttı. Taxi ile eve doğru yola çıktığımız andan itibaren etrafım baktığımda sanki bir miami havası veriyordu. Eve vardıktan sonra biraz istirahat ettik yani siesta ama bizimki geç vakitli siesta 🙂 sonrasında kısa bir merkez gezisi yaptık Sevilla’nın ara dar sokakları güzel esintili ve sıcak havası benim çok hoşuma gitti açıkçası. İlk şehire çıktığımız an beyaz ihram tarzı sembollü kıyafetler giyen kafalarında huni tarzında uzun bir kask mı diyim şapka mı diyim neyse kıyafetli insanlar gördük bir takımı korkunç bir takımı şaşırtıcıydı. Sonrasında gezinti bitti ve eve gidip krallar gibi uyuduk.

2. Gün. Sabah ekip arkadaşlarımız sağolsun güzel bir kahvaltı masası kurmuşlar uzun zamandır böyle çeşitli bir kahvaltı yapmamıştım açıkçası sabah vakti tıka basa yedikten sonra Plaza de España ya doğru yola çıktık. Bahçesinde gezmek çok eğlenceliydi serbest zaman verildi oturduk serinledik sohbet ettik. Yemek olarak ise hamburger yedik ama harbi hamburger yedik yani adım atacak halim kalmadı yemek yemekten sonrasında ufak bir yürüyüş yaptık güzel bir bahçede kahve içmeye oturduk ansızın gelen tanışma soruları ile ekip birbirini tanıdı ve sonrasında eve doğru yol aldık.
Sevilla 3. Gün sabah güzel bir kahvaltı eşliğinde güne ayıldık. Benim en merak ettiğim plaza de Toros matadorların yuvası olarak bildiğim boğa güreşi pistiydi . Oraya gidecek olmanın verdiği heyecan beni bütün gün ayakta tuttu gerçekten şahane bir müzeye sahip kıyafetler olsun boğa heykelleri olsun beni gerçekten mutlu etti ama bir dövüşe denk gelememek beni üzdü bir dahaki sefere diyelim artık. Bir ayrıntı ise artık gerçekten ister istemez sevillalı gibi hissetmeye başladık sokakta çocuklar ile top oynadık İspanyolların yaptığı aktiviteleri yaptık ayak uydurduk kısacası ama çok eğlenceliydi. Sonra avm ye gittik mağazaları gezdik alışveriş yaptık ve Oturduk her zamanki gibi kahve içip sohbet muhabbet ettik sonrasında adım atacak halimiz kalmadığı için otobüs ile eve gitmeye karar verdik. Eve gidip direk uyuduk.

Córdoba, İspanya
Sabah erken saatte Sevilla’dan cordobaya yola çıktık. Yolculuk esnasında trenin geçtiği istikametler çok güzel ve yeşillik dolu arazilerdi. Cordobaya vardığımızda bizi javier karşıladı. Sonrasında ekip ile birlikte güzel çeşitli tatlı dolu bir kahvaltı yapıp kahvemizi içerek güne başladık. İlk istikamet Mezquita-Catedral de Córdoba’ oldu cami ve kilise taşısın birleşimi ile ortaya çıkmış şahane bir görsel şölen. Benim en çok dikkatimi çeken şey ise altından kubbe oldu. Sonrasında Córdoba zaten küçük bir şehir olduğu için yürüyerek şehirin diğer kısımlarını geçtik çiçek bahçeleri olsun dar sokaklar olsun ondan sonra kültür yemekleri yemeğe gittik.serbest zamanda ise hava siesta yapmaya uygun olduğu için çimenlerin üstünde yatanları gördüğümüz gibi yanlarına uzandık. Ekip ile buluşup eve dönüp güne son verdik.

Madrid, İspanya
1-Gün
Sabah Sevilla’dan kalkacak olan trene yetişmek için biraz acele etmiş olabiliriz ucu ucuna yetiştiğimiz trene bindikten sonra deliksiz bir uyku ile Madrid’e ayak bastık. Otellerimize yerleşip biraz dinlendip şehir turuna çıktık. Madrid bana göre biraz metropol şehir havası verdi.saray bahçelerine gittik caddelerde yürürdük tıptan alışveriş mağazalarına girdik. Sonrasında akşam yemeği olarak buritto yiyerek güne son verdik.
2-gün
Gecenin bağrışmaları dinemeyen sokak sesleri ile az buçuk bir uyku eşliğinde güne keyifli başlamak beni mutlu etti. İlk olarak tostado adından bir kahvaltı dükkanına gittik tostu gerçekten şahaneydi nedense benim çok hoşuma gitti. Sonrasında kraliyet sarayına gittik içerisindeki kareler benim çok ilgimi çekti iyiki girmişim dediğim bir yer oldu benim için. Sonrasında yemek yedikten sonra alışveriş yapıp güne son verdik.

Barcelona, İspanya
Benim için ispanyadaki en anlamlı şehir Barcelona. Buraya gelirken benim için çok büyük anlamlar taşıyordu ve en çok merak ettiğim yerlerden biri. Sabah saatlerinde güneşin çok sıcak ama gölgenin buz gibi olduğu hava eşliğinde güzel bir kahvaltı yaptık. Dibimizde olan Sagrada Família adındaki o şahane ayrıntılı eser etrafında tur atıp resim çekildik. Şehirin diğer kalan kısımları birbirine yakın olduğu için yürüme mesafesi çok kısaydı. Ekip halinde geze geze sahile indik. Hava gerçekten çok güzeldi sahilde suyun içinden yürüdük oturduk sohbet muhabbet ettik güneşledik sonrasında 5,6 tane Fransız yaşıtımız arkadaşlar bulduk ve sahil futbolu oynadık gerçekten unutulmaz bir anı benim için. Sonrasında five guys’a gittik hamburgerimizi yiyip Barcelona’nın futbol stadı yani Spotify camp nou ya gittik maalesef yetişemediğimiz için içine girme fırsatımız olmadı sonrasında ekip ile buluşup güne son verdik.

Huelva, İspanya
Gündüz vakti güzel bir saatte planımıza ansızın dahil olan huelvaya doğru yola çıktık. Gittiğimiz yerin çok küçük ve anlamlı bir yer olduğu hakkında bilgi edindim ve gün içerisinde çok rahat bir şekilde gezip bitecek bir yermiş. Huelvanın mimarisi dikkatimi çekti açıkçası. Sonuçta cristof koloms burdan kaldırmış gemiyi. Her yeri gezdikten sonra treni beklerken çimenlerde ekipçe güzel oyunlar oynadık ve vaktimiz gelince trene binip gittik.

Yorum Yap